top of page

İKTİDAR APARATI: YENİ ZÜBÜK

  • Yazarın fotoğrafı: Kerem Can Terzi
    Kerem Can Terzi
  • 26 Haz 2025
  • 2 dakikada okunur

Son günlerde Kılıçdaroğlu’nun yaptığı açıklamalar, sadece bir eski genel başkanın buruk anılarını değil, CHP’nin geleceğiyle oynayan hesaplı bir gölge oyununu da açığa çıkardı. Kurultay iptal davası üzerinden yapılan “mutlak butlan” açıklamaları, partisini bir kez daha kendi koltuğu için feda etmeye hazır bir zihniyeti ele verdi. “Kayyuma mı bırakayım?” sorusuyla süslenen bu hamle, aslında kurnazca bir geri dönüş planıdır. Ve bu planın altında yatan motivasyon, ne partidir, ne dava; sadece bitmemiş bir ihtirasın cilalı yeniden sahneye çıkışıdır.


Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarında çarpıcı olan şey, açıkça konuşmaktan kaçınmasıdır. Kurultayı tanıyıp tanımadığına dair net bir duruş sergilememekte, genel başkanımız Özgür Özel’le ortak bir açıklama yapmayı reddetmektedir. Bu tavır, ne ilk ne de son kez karşılaştığımız bir politik manevradır. Ne zaman ipler elinden gitse, bir kriz yaratıp kendini “çözüm” diye sunması, artık siyasi mizah kitaplarına konu olacak cinsten. Hatta olmuştu da: Zübük. Ama bu kez yepyeni bir versiyonla karşı karşıyayız – Yeni Zübük.


Önce “gençleşme” dedi, sonra gençlerin yolunu tıkadı. Önce “değişim” dedi, sonra değişimi tanımadı. Önce “CHP’ye zarar gelmesin” dedi, şimdi ise tam ortasında çatlağın kendisi olarak duruyor. Oysa siyaset ilkeli bir iş olmalı. Bugün hukukun arkasına sığınıp “ben yapmazsam kayyum gelir” demek, aslında irade yoksunluğunun ve kendini kutsama hastalığının bir sonucudur. Sadece koltuğunu kaybettiği için, partiyi mahkeme kararlarıyla karıştırmayı mubah gören bu tutum, açıkça AKP’nin yıllardır uyguladığı siyasal mühendisliğin iç varyantıdır.


Kılıçdaroğlu’nun İmamoğlu için yapılan mitinglere mesafeli durması da cabası. Mitingler için “gereksiz” diyor, “hukukla mücadele daha uygun” diyor. Peki soralım: Hangi hukuk? O, Ekrem başkanın içeri atıldığı hukuk mu? O, senin döneminde bile işlemediğini bizzat kabul ettiğin düzen mi? Bu pasif direnç kılığına sokulmuş suskunluk, tam da iktidarın sevdiği türden bir muhalefet modelidir: Sessiz, kontrollü, makbul ve zararsız.


Üstelik bu süreçte en ironik olan, yıllarca Kılıçdaroğlu’na saldıran çevrelerin bir anda “Bay Kemal” sevgisiyle dolmasıdır. Takvim gazetesinin bugün attığı manşette Kemal Bey’e olan sevgileri bir anda ortaya çıkıvermiş. Düşünün: Bir zamanlar linç ettikleri adam, şimdi onların stratejik piyonu olmuş. “Yeni Zübük” tam da burada devreye giriyor. Çünkü bu tip, değişmez: Ne zaman ezber bozulsa, sahneye döner. Ne zaman statüko sarsılsa, yüzünü “milletin adamı” diye gösterir ama gözleri hep bir yerin işaretiyle oynar.


Halk, artık bu döngüden bıktı. Çünkü CHP’nin kaderi, bir adamın nefsine teslim edilemez. Çünkü bu ülke, artık sabırla izlemek zorunda değil; bu ülke, kendisine oyun kuranları tek tek tanıyor. Bu halk artık uyanıyor. Yeni zübükler kimseyi kandıramayacak. Biz buradayız.


Siyaset dürüstlük ister. Samimiyet ister. Hesap vermek ister. Bugün hâlâ genel başkanımıza karşı sessiz darbe planları yapan, mahkeme kararlarına bel bağlayan, mitingleri küçümseyen ve iktidarın ağzına su taşıyan herkes, bu milletin hafızasında Zübük’ün güncellenmiş bir sürümünden başka bir şey değildir.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page