top of page

KİTAP İNCELEMESİ | HOMO DEUS: GELECEĞE YÖNELİK BİR UYARI VE DÜŞÜNSEL MEYDAN OKUMA

  • Yazarın fotoğrafı: Kerem Can Terzi
    Kerem Can Terzi
  • 22 Eki
  • 3 dakikada okunur
ree

TANRILAŞAN İNSANLIK VE YENİ SINAV


Yuval Noah Harari'nin "Homo Deus: Yarının Kısa Bir Tarihi" adlı eseri, insanlık tarihinin evrimsel bir sıçrama eşiğinde olduğunu iddia eden, geniş perspektifli ve provoke edici bir analiz sunar. Peki, gerçekten de Homo sapiens yeni bir tür haline mi geliyor? Harari’ye göre geçmişte açlık, savaş ve hastalık gibi sorunlarla boğuşan insanlık, artık yeni hedeflere yönelmiş durumda: Ölümsüzlük, mutluluk ve tanrısallık. Bu hedefler kulağa büyüleyici gelse de, bizleri nasıl bir ahlaki ve siyasi zemin bekliyor olabilir?


LİBERAL HÜMANİZMİN KRİZİ: BİREYDEN ALGORİTMAYA


Modern dünyanın merkezinde yer alan birey fikri, Harari'ye göre ciddi bir sınavdan geçiyor. Yani siz, kendinizi gerçekten ne kadar tanıyorsunuz? Kararlarınız size mi ait, yoksa çevrenizdeki algoritmaların ince ayarlı yönlendirmelerine mi? Harari bu noktada oldukça sert bir dönüşe işaret ediyor: Liberal hümanizm 'duygularınıza güvenin' derken, yeni çağın yükselen ideolojisi olan Dataizm 'veriye teslim olun' çağrısı yapıyor. Bu yeni dünyada iç sesiniz mi, yoksa ekranınızdaki tavsiye motoru mu daha güvenilir?


TRANSHÜMANİZM, BİYOLOJİK EŞİTSİZLİK VE GEREKSİZLER SINIFI


Teknoloji ilerledikçe, Homo sapiens’in sınırlarını aşmak mümkün olacak mı? Harari, bu soruya cesurca 'evet' diyor. Fakat bu evet'in içinde karanlık bir yanıt da gizli. Genetik mühendislik, yapay zekâ ve sibernetik güçlendirmeler sadece bazılarına mı sunulacak? Bu durumda yeni bir biyolojik aristokrasiye doğru mu ilerliyoruz? Ve geriye kalanlar, "gereksizler sınıfı"na mı dönüşecek? Eğer insan eşitliği teknolojik kapasiteye bağlı hale gelirse, bugünün özgürlük tanımları ne kadar geçerli kalabilir?


VERİ, İKTİDAR VE GÖZETİM: DİJİTAL ÇAĞIN DESPOTİZMİ


Veri çağında birey, kendi davranışlarının bile dışına itiliyor olabilir mi? Harari bu konuda oldukça açık: Büyük veri sistemleri, bireyleri kendilerinden iyi tanıma kapasitesine sahip oldukça, siyasi otorite de yön değiştiriyor. Demokrasi, dağınık bilgiye dayanan bir yapıydı; fakat şimdi merkezileşmiş algoritmalar bireyin tercihini öngörebilir, hatta yönlendirebilir hale geliyor. Çin'in sosyal kredi sistemi bu dönüşümün nereye gidebileceğini gösteriyor. Peki, veri karşısında özgürlük nasıl korunabilir?


BİREYİN ÖNEMSİZLEŞMESİ VE ANLAM KRİZİ


İnsanlar işsiz kaldıklarında yalnızca maddi kayıplar yaşamazlar; aynı zamanda aidiyet, anlam ve değer de kaybederler. Harari'nin "kullanışsızlar sınıfı" olarak tanımladığı bu kesim, yalnızca ekonominin dışına değil, toplumsal yapının dışına da itilebilir. Eğer bir toplum, anlam üretme yeteneğini sadece üretken bireylere tanırsa, geri kalanlar ne yapacak? Var olmak, katkı sağlamakla mı eşdeğer hale geliyor? Yoksa anlam, başka bir yerden mi gelecek?


"Modern dünya bir amaca inanmıyor, sadece nedenleri umursuyor" diyen Harari, bizi bir ayna karşısında bırakıyor: Neden bu kadar verimlilik odaklıyız? Ya da şöyle soralım: Ne zaman verimli olmayı, değerli olmakla eşdeğer görmeye başladık? "Google ve Facebook bizi bizden iyi tanıdığı anda demokrasi çökecektir" uyarısı, artık sadece teorik değil. Bu uyarı, bugün yaşadığımız dijital yönlendirmelerle ne kadar örtüşüyor sizce?


HOMO DEUS'UN GÜÇLÜ VE ZAYIF YÖNLERİ


Homo Deus’un en etkileyici yanı, farklı disiplinleri birleştirerek büyük resmi göstermesi. Tarih, teknoloji, felsefe ve biyoloji; hepsi aynı potada eritilmiş. Ancak bu geniş kapsam bazen determinist bir dile de yol açıyor. Gerçekten her şey bu kadar öngörülebilir mi? İnsan bilinci, yalnızca algoritmalarla açıklanabilir mi? Harari burada biraz iddialı ve kimi zaman indirgemeci bir yaklaşım sergiliyor. Fakat bu bile kitabın düşünsel gücünü azaltmıyor; aksine daha fazla sorgulamamıza neden oluyor.


BİLGELİĞE GİDEN YOL NEREYE ÇIKAR?


Harari'nin asıl sorusu açık: Bilgi artarken, bilgelik de artacak mı? Homo Deus, bizi teknolojiyle sarhoş olmuş bir çağda, yönümüzü bulmaya çağırıyor. Her satırı, "insan nedir" ve "neye dönüşüyor" sorularına yeniden baktırıyor. Karar noktası artık çok daha karmaşık: Güçlenmek mi, derinleşmek mi? Daha hızlı olmak mı, daha anlamlı olmak mı? Geleceği tahmin etmek değil; onu inşa etmek isteyen herkes için bu kitap, bir yol haritası kadar bir uyarıdır da aynı zamanda.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page