top of page

GÖRÜNMEK VE DEĞER KATMAK ÜZERİNE

  • Yazarın fotoğrafı: Kerem Can Terzi
    Kerem Can Terzi
  • 15 Nis
  • 1 dakikada okunur

ree

Siyaset arenası, çoğu zaman bir sahneye dönüşür. Işıkların altında yer kapmak için çabalayanlar, spotların sıcaklığıyla var olmaya alışanlar… Herkes görünmek ister. Ama herkes değer katmak istemez. Çünkü değer katmak, görünmekten daha zor; daha sabır, daha karakter ister.

Bir fotoğraf karesine girmek kolaydır. Bir protokolde el sıkışmak da öyle. Ama mesele o anlarda değil, o anların perde arkasında neyi temsil ettiğinizde gizlidir. Adınız geçiyor diye değil, isminizin geçtiği yerde ne hissettirdiğinizle var olursunuz.

Siyaset sadece ses çıkaranların değil, sessizce bir şey inşa edenlerin alanı olmalıdır. Oysa bazen öyle anlar yaşarız ki, en çok çalışan değil, en çok görünmeye çalışan kazanır gibi olur. Görünürlük bir amaç değilse sorun yoktur. Ama sırf görünmek için pozisyon alanlar, bir süre sonra ardında iz değil izlenim bırakırlar. Kısa ömürlü olur her şey.

Bir yere fotoğraf vermek ile bir yere emek vermek arasında çok fark var. Emek, zamanla kalıcı bir iz bırakır. Fotoğraf ise o an için alkış getirir. Ama hangisi daha çok konuşulur, yıllar sonra hatırlanır? Hangisi sadakat üretir, güven doğurur?

Biz siyaset yapanlar için en büyük sınavlardan biri budur aslında: Hangi taşın altına elimizi gerçekten koyduk? Hangi yükü sadece görünmek için, hangisini taşımak için sırtlandık?

Görünmekten korkmak gerekmez. Ama sadece görünerek var olmaya çalışmak, uzun vadede anlamlı bir iz bırakmaz. Değer katmak ise her zaman sessiz başlar ama en çok o duyulur. Çünkü insanlar söyleneni değil, yapılanı hatırlar.

Bu yüzden herkesin kendine şu soruyu sorması gerekir: "Ben bu yapının neresindeyim? Pozumla mı, katkımla mı anılmak istiyorum?" Cevabınız neyse, yürüdüğünüz yol da odur.

Sonuçta mesele, sahnenin tam ortasında durmak değil; o sahneyi birlikte kurduğun insanlarla aynı dili konuşabilmek. Kalıcı olan, oradadır.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page